Devrim Başer
Ortadoğu, petrol, kan ve gözyaşı
28 Eylül 2016 Çarşamba 14:51:56

Dünya yeniden dizayn ediliyor, en ağırını da Ortadoğu yaşıyor.

Ortadoğu’da Dünyanın dört bir yanından gelmiş insanlar kan döküyor,  Irak, Libya, Mısır ve Suriye’de. Bu ülke insanlarına Petrolün nimetini,  kan ve gözyaşı olarak yediriyorlar.

Emperyalist güçlerin sömürülecek bölgeler ekseni etrafında savaşlar çıkarttığını artık bilmeyen yoktur.

Demokrasi geliyor diye estirilen Arap Baharı Libya’yı yok etti, Mısır’da askeri darbeyle sonuçlandı. Suriye’yi iç savaşa sürükledi. Bu ülkelerin hiçbirinde demokrasinin esamisi okunmadığı gibi yaşanan iç karışıklarla ya canlı bombalarla ya da rejim güçlerinin bombalarıyla yüzlerce, binlerce insan öldü, ölmeye de devam ediyor.

Yine doğdukları topraklardan iç karışıklık nedeniyle kaçmaya çalışanlar denizlerde can veriyor. ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri ise, Üç milyon mülteciyi topraklarında barındıran ülkemize, Türkiye üzerine düşeni yapıyor demekle yetiniyor.

Bir tarafta Rusya, Çin ve İran’ın desteklediği, masum sivillerin üzerine bombalar yağdıran Suriye Rejimi, diğer tarafta Türkiye’nin de aralarında bulunduğu, Fransa, ABD ve diğerlerinin desteklediği Muhalifler.

Yine kimler tarafından çıkartıldığı hangi amaca hizmet ettiği açıkça belli olan ve kan dökmekten başka bir iş yapmayan PKK, İŞİD ve Suriyeli Kürtlerin PYD’ si. Kıyasıya mücadele veriyorlar.

Peki niçin…

Dünya’yı yönetmek için yüz yıllık planlar yapan ABD'nin ve işbirlikçi emperyalist güçlerin, Ortadoğu politikalarını İsrail’in güvenliği ve petrol kaynaklarının kontrolü üzerine kurmuşlardır.

Bunun için de Ortadoğu devletlerini bölüp devletçiklere ayırmak olan Büyük Ortadoğu Projesi uygulamaya konulmuştur.

Önce, Kuveyt’i bahane ederek Birinci Körfez Savaşı’nı başlattılar. Bu savaş Irak’ı bölmüş ve Kuzey Irak’ta Kürt yönetimini ve PKK’yı güçlendirmişti. Daha sonra, nükleer silahlar var bahanesiyle Irak’ı işgal edip binlerce masum insanın ölümüne neden oldular. İşgalin ardından Saddam’ı idam ettirdiler. Bölünen ve iç savaşa sürüklenen Irak, İsrail için tehdit olmaktan çıktığı gibi, petrol kaynakları da ABD ve İngiliz kontrolüne girmiş oldu.

Ardından “Demokrasi geliyor” diye estirilen Arap Baharı da Libya’yı yok etti, Suriye’yi iç savaşa sürükledi, Mısır’da ise seçimle iktidara gelen Mursi, İsrail için tehlikeli görülerek askeri darbeyle iktidardan düşürüldü.

ABD ve işbirlikçileri Ortadoğu ülkelerini dizayn ederken diğer yandan da bölgedeki Kürt hareketlerine en fazla da PKK’ya destek verdiler.

Her ne kadar terör listesinde yer aldıklarını açıklasalar da Askeri ve siyasi açıdan ABD ve Avrupalıların desteğiyle PKK, şimdi bütün yoğunluğunu Türkiye’de terörü tırmandırmaya ve Kuzey Suriye’de, ileride diğer parçalarla birleşmek üzere bir devlet kurmaya vermiş durumda.

Fırat Kalkanı Operasyonu neden önemlidir

Terör yapılanmaları ile yapılan ittifakların DAEŞ’le mücadele adı altında Suriye’nin kuzeyinde etnik bir siyasal oluşum iddiasıyla PKK/PYD’ye tahsis edilmek istendiğini bilmeyen kalmamıştır.

Kendi sınırlarını korumaktan başka bir amacı olmayan Türkiye’nin bölgede oynanan oyunları görerek başlattığı Fırat Kalkanı operasyonu tam da bunu önlemeye yöneliktir.

Türkiye Fırat Kalkanı Harekatı'yla oluşturulacak güvenlikli hatta, terörden tamamen arındırılmış güvenli bir bölge oluşturmak istiyor. Bu hatta bir güvenli bölgenin oluşturulması hem Türkiye'nin ulusal güvenliği hem de bölgedeki sivil ve mültecilerin güvenliği açısından önem arz etmekte.

Çekiç güç deneyiminden ders alan Türkiye, bu kez uçuşa yasak bölgeyi TSK kontrolünde oluşturmaya çalışıyor. ABD de,  Türkiye’nin amacını bildiği için güvenli bölgeye soğuk bakıyor, ayak sürüyor ve müttefikimiz dediği Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen kan ve gözyaşının devam etmesi için PYD ye silah vermeye devam ediyor.

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @